İyi bayramlar

Murat Ülker’in bloğunda yer verdiği yazı şöyle:

BAYRAM BİZİM İFTİHARIMIZDIR

Bugün sözü iki kitabından alıntılarla Prof.Dr. Mehmet Görmez Hoca’ya bırakıyorum. O söylemek istediklerimi o kadar güzel anlatmış ki, bana sadece iyi dileklerimle bayramımızı kutlamak kalıyor: Ramazan Bayramı hepimize, ülkemize bolluk, bereket, sağlık mutluluk getirsin:

“Her ümmetin kendince bir bayramı vardır; lakin hiçbir bayram, ramazan orucunun bayramı kadar emek ve sabırla kazanılmış değildir.

Ramazan Bayramı acılarımızın, sıkıntı ve endişelerimizin üstüne yükselmemiz gereken bir gündür. Kimselerin gelip geçmediği bir dağ başında yalnız olsak bile bayram edeceğiz, çünkü bayram içimizdedir; biz daima bayramı gittiğimiz yere götüreceğiz. Bayramları şenlendirecek de bizleriz. Bayram bizim iftiharımızdır, bizden güler yüz, tatlı söz, iyi komşuluk, iyi evlatlık, iyi ebeveynlik umanları sevindirmeliyiz. Küsen dargınların eteğine gidelim, özür bekleyenlerden özür dileyelim, komşuluk, akrabalık, dostluk ve en güzeli Allah rızasını arayalım. Bu güzel ve büyük bayramımızı, küçük nefsani duygulara kurban etmeyelim.

Birbirimize sevgimizi ikrar ve ilan edelim; sözle beceremezsek hâl ile ifade edelim. Bu güzel sabahtan başlamak üzere selamı aramızda yaygınlaştıralım; muhatabımızı tanımasak bile önce biz selam verelim.

Şükür ki biz bu bayramı hak ettik; şimdi evlerimize gidip içimizde biriktirdiğimiz neşe ve sevinçle hanelerimizi bayram yerine çevirelim. Bizi bu güzel ve şerefli güne eriştirdiği için Allah’a şükredelim.

Bayram namazı sonrasında mescit çıkışında birbirimizin bayramını tebrik etmeyi ihmal etmeyelim. Bayramımızı mescitlerden başlatalım ve onun neşe ve güzelliğini bütün yeryüzüne yayalım(*).”

(*) Görmez, M. (2019) Kalbin Erbaini, Otto, , ss.240.

“Bayramlar, aynı dinin, aynı inancın neşesinde bizleri birleştiren, yürekleri bütünleştiren, kardeşliği pekiştiren, kırgınlıkları tamir eden ilahî bir armağandır. Bayramlar, milletçe iman kardeşliğinin gerçek tezahür sahneleridir. Bayramlar, zamanı başka zaman, cihanı başka cihan eyleyen, mahzun gönüllere sevinç taşıyan, müjde tattıran, coşku ve barış rüzgârlarının dalga dalga yayıldığı ulvî zaman dilimleridir.

Umutsuzluğun yaygınlaştığı bu dünyada bayramlar, büyük bir umuttur. Farklı coğrafyalardan, farklı dillerden, farklı ırklardan, farklı yaşlardan, farklı kültürlerden milyonlarca Müslümanın bu bayramda aynı sevinç etrafında halkalanması, merhamete susamış insanlığın merhameti yeniden kuşanması için büyük bir umuttur. Bugün Müslümanlar olarak idrak ettiğimiz bu bayram tüm insanlık adına bir ümit ateşidir. Bütün kötülüklere karşı Hz. İsa tebessümünü umuyor bizden bütün insanlık; bir Hz. Yakup sabrı umuyor, bir Hz. Yusuf müjdesi istiyor bütün insanlık bizden. Savaşlarla ve acılarla sarsılan yeryüzü, Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa’nın (sas) son temsilcileri olan bizlerden, bir ümit kıvılcımı bekliyor.

Her ümmetin kendince bayramı var; lakin hiçbir bayram, Ramazan orucunun bayramı kadar emek ve sabırla kazanılmış değildir. Zira bayramlar, inancı, ibadeti, tarihi, medeniyeti, kültürü bir sevinç atmosferinde buluşturarak bizi istikbale taşıyan ve tarih sahnesinde biz Müslümanlara süreklilik kazandıran müstesna zaman dilimleridir. İkramlardan ötürü şeker bayramı da denilen Ramazan Bayramının dinen adı Fıtr Bayramıdır. Fıtr, yoksul olmayanın yoksul kardeşine birebir vereceği bir nakit bayram hediyesidir ve mutlaka bayramdan önce verilir.

Bayramların üç boyutu var.

Birincisi inanç boyutudur: Çünkü Ramazan Bayramı ve bayram namazı din dilinde şeair olarak ifade edilir. Şeair, Müslüman kalma bilincimizi, Müslüman kalma şuurumuzu diri tutan ibadet demektir.

İkincisi tarih ve medeniyet boyutudur: Ramazan Bayramı, Kuran’ın nüzulu ile başlayan İslam ümmetinin kuruluş bayramıdır. Kurban Bayramı ise Hz. İbrahim ile başlayan tevhid ümmetinin kuruluş bayramıdır.

Üçüncüsü ibadet boyutudur: Hep birlikte biz bayram namazını eda ediyoruz. Bayram namazı, namazdaki tekbirler ve fıtır sadakası bayramımızın ibadet yönünü bütün yönleriyle ifade eder. Bayram namazı, aynı zamanda bayram neşesini başlatan kutlu bir sofradır. Bayram namazında aldığımız tekbirler, sevincimizin, neşemizin, huzurumuzun simgeleridir.

Allah Resulü (sas) hicretin ikinci yılından vefat edinceye kadar bayram namazlarını daima musallada (namaz kılınan üstü açık geniş meydan) kılmış ve hiç terk etmemiştir. O, kadın ve erkeğiyle, genç ve yaşlısıyla velhasıl çoluk çocuk hep beraber, namaz kılabileceklerin bayram namazını kılmalarını, namaz kılamayacakların ise bayram hutbesini dinlemelerini ve tüm Müslümanlar olarak bayram coşkusuna katılmalarını emretmiş; bizzat şu ifadeyi kullanmıştır: ‘Bugün bizim bayramımızdır.’

(**) Görmez, M.(2021). İslamda Zor Zamanlar, Otto, s.120.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir